| Makale Gönderenler: | |||
| 1 | emine | 305 | |
| 2 | KeDeR | 170 | |
| 3 | kaptan | 96 | |
| 4 | RuZGaR | 83 | |
| 5 | ZemZem | 51 | |
| 6 | SeCCaDeM | 48 | |
| 7 | muminnet | 34 | |
| 8 | ViKaYe | 22 | |
| 9 | deLLyturk | 15 | |
| 10 | zişan | 11 | |
Makale İstatistikleri: |
| Toplam : 1504 (+0 ) |
| Bu Ay :2 |
| Onaylanmayı Bekleyen : 0 |
| Üye İstatistikleri: |
| Toplam : 112 (+0) |
| Son 1 Saatte : 0 |
| Bu Ay : 6 |
| Banlı : 0 |
| Yok. |
| Googlebot | Baidu Spider |
| Aleyna | beemVetsfaf | ||
| cheedehub | ELFİDA | ||
| gopeflelf | gökkuşagı | ||
| HeLaLiM | hllylmz | ||
| kaptan | melih | ||
| mufettis | muminnet | ||
| nur2116 | Nurullah | ||
| omereksi | ozlem | ||
| rabia baspınar | Tiliscurl | ||
| Turkan | ViKaYe |
Dini Bilginiz Ne Kadar?

Arkadaşları yoldan geçen kervanları soyarlar, ele geçirdikleri malların hepsini getirip, Fudayl bin Iyâd'a teslim ederlerdi. O da getirilen malları arkadaşlarına taksim ederdi.
Hayret edilecek bir husustur ki, eşkıyâlık yaptığı hâlde, namaza çok önem verirdi. Kendisi namazını hiç terk etmediği gibi, namaz kılmıyan hizmetçilerini de yanından kovardı.
Bir gün büyük bir kervan geldi. Fudayl bin Iyâd'ın arkadaşları kervanı farkedince yolunu kesmek üzere hazırlanmağa başladılar.
Kervan içinde bulunan zengin birisi, eşkıyâları farketti ve "Altınlarımı öyle bir yere saklıyayım ki, eşkıyâlar eşyalarımızı alırsa hiç olmazsa geriye bunlar kalsın" düşüncesiyle kervandan ayrılıp uygun bir yer aramaya başladı.
Bir çadır gördü, hemen oraya koştu. Orada, birisinin, hem de ta'dil-i erkân üzere, şartlarına uygun olarak, çok düzgün bir şekilde namaz kıldığını gördü... Sevindi, kendi kendine: "Namaz kıldığına göre güvenilir biridir. Altınları buna gönül rahatlığı ile emânet bırakabilirim" diye söyledi. Selâm vermesini bekledi. Sonra:
- Bir miktar altınım var, size emânet etmek istiyorum, dedi.
Fudayl bin Iyâd, çadırın bir köşesini işâret edip:
- Oraya bırak! diye cevap verdi.
Gelen kimse altınları bırakıp kervanın yanına dönünce, eşkıyâların, kervandaki eşyâları alıp götürdüklerini gördü. Biraz sonra kervan hareket edecekti. Hareketten önce koşup emânet bıraktığı altınları almak için çadıra vardı. Baktı ki, biraz önce kervanı soyan eşkıyâlar kervandan aldıkları malları, altınları, emânet olarak bıraktığı kimsenin önüne koymuşlar. O da bunları taksim ediyor. Adam şaşırdı:
- Demek altınları eşkıyâların reisine vermişim, deyip üzüntü ile geri dönmek istedi. Bu arada Fudayl seslendi:
- Niçin gelmiştin, niçin dönüp gidiyorsun?
- Emânet bıraktığım altınları almak için gelmiştim. Fakat, yanlış iş yapmışım...
- Altınlarını, bıraktığın yerden al, biz emânete hıyânet etmeyiz.
Adam şaşkınlık ve sevinç içinde, altınları koyduğu yerden alıp kervana koştu. Fudayl'ın adamları:
- Biz hiç para bulamadık, sen ise bunları geri veriyorsun, dediler.
Fudayl bin Iyâd dedi ki:
- O bana hüsn-i zan etti. Altınları emânet etti. Ben o kimsenin, benim hakkımdaki iyi niyyetini doğru çıkardım. Ola ki, Allahü teâlâ da benim kendisi hakkındaki hüsn-i zannımı doğru çıkarır.
Altınlarını emânet olarak bıraktığı kimse, çadırdan uzaklaşırken, Ankebût sûresinin "Elbette namaz insanı, çirkin ve dinin yasak ettiği şeylerden alıkoyar" meâlindeki âyet-i kerîmesini hatırladı. Sonra, Fudayl bin Iyâd'a, hidâyete kavuşması için hayır duâ etti.
Az zaman sonra da, Fudayl bin Iyâd'a tevbe etmek nasip oldu. Adamları ile beraber tevbe etti. Aldığı malları fazlasıyla sahiplerine geri verdi. Herkes ile helâllaştı. Samimi tevbesi onu, Allahın sevgili kulları arasına soktu. Daha sonra birçok kerâmetleri görüldü.
Nâfile ibâdetlerin sevâbına kavuşabilmek için, îmânda ve farzlarda kusûr olmamak ve günahlara tevbe etmek ve ibâdet olarak yapmağa niyyet etmek şartdır. Farz borcu olanın, sünnetleri, nafileleri kabul olmaz.
Abdülkâdir-i Geylânînin hazretleri “Fütûhulgayb” kitâbının ve bunun, Abdülhak Dehlevî, fârisî şerhinin, Hindistân baskısı, ikiyüzyetmişdördüncü sahîfede, Hz. Alî aşağıdaki hadîs-i şerîfi haber verdi:
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Farz namazı kılmamış olanın nâfile namazları kılması, vakti temâm olmuş hâmile kadına benzer. Çocuğu olacağı günlerde, çocuğu düşürür, aldırır. Çocuğu yok olduğu için, bu kadına, hâmile denemez. Ana da denemez. Bu kimse de böyledir. Farz namazlarını ödemedikce, Allahü teâlâ, nâfile namazlarını kabûl etmez”.
Büyük âlim, hadîs-i şerîf mütehassısı Abdülhak Dehlevî hazretleri, bu kitâbı fârisî şerh ederken buyuruyor ki, “Bu hadîs-i şerîf, farz borclarını kazâ etmeyip de, sünnetleri ve nâfileleri kılanların, boş yere uğraşdıklarını bildirmekdedir. Çünkü, farz ve vâcib olmıyan namazlara nâfile namâz denir. Farzlarla birlikde kılınan nâfilelere (Müekked sünnet) namâzlar denir. Farzla birlikde kılınması bildirilmiyenlere (Zevâid sünnet) namazları denir”.
Farz namazın önemi ile ilgili hadis-i şeriflerde buyurdu ki:
“Kıyâmet günü, îmandan sonra, ilk suâl namazdan olacaktır”
“Allahü teâlâ buyuracak ki, “Ey kulum, namaz hesabının altından kalkarsan, kurtuluş senindir. Öteki hesapları kolaylaştırırım!”.
“Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmıyan kimse, bir hukbe Cehennemde kalacaktır!” (Bir hukbe seksen senedir.)
Dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mütehassıs olan S. Abdülhakim Arvasî hazretleri, “Yıllarca kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kaza namazına niyet ederek kılmalıdır. Böyle niyet etmek, dört mezhepte de gerekir. Hanefî mezhebinde, namazı özürsüz kazaya bırakmak ekber-i kebâirdir. Bu çok büyük günah, her namaz kılacak kadar boş zaman geçince, bir misli artmaktadır. Çünkü, namazı boş zamanlarda hemen kaza etmek de farzdır.
Hesaba, sayıya sığmıyan bu müdhiş günahtan ve azâbından kurtulmak için, sabah namazından başka dört vakit namazın sünnetlerini ve Cuma namazlarının ilk, son ve vakit sünnetlerini kılarken, kılınmamış farz namazını ve yatsının son sünnetini kılarken vitr namazını kaza etmeye niyet ederek kılmalıdır. Böyle olduğunu isbât eden delîller, Hanefî âlimlerinin kitaplarında pek çoktur.
Sünnetleri kaza niyetiyle kılmak için, öğle namazının ilk dört rekât sünnetini kılarken, ilk kazaya kalmış öğlenin farzını niyet ederek, kaza kılmalıdır. Öğlenin son sünnetini kılarken, ilk kazaya kalmış sabahın farzını niyet ederek, kaza kılmalıdır. İkindinin sünnetini kılarken, ikindi farzını niyet ederek, kaza kılmalıdır. Akşamın sünnetini kılarken, üç rekât akşam farzını niyet ederek, kaza kılmalıdır. Yatsının ilk sünnetini kılarken, yatsı farzını ve son sünnetini kılarken de, ilk kazaya kalmış vitri niyet ederek üç rekât olarak, kaza etmelidir. Böylece her gün bir günlük kaza ödenir. Terâvîh namazlarını kılarken de, kaza niyet ederek, kaza kılmalıdır. Kaç senelik kaza namazı varsa, buna, o kadar sene devam etmelidir. Kazalar bitince, yine sünnetleri kılmaya başlamalıdır” buyuruyor.
“Kıyâmet günü, îmandan sonra, ilk suâl namazdan olacaktır”
“Allahü teâlâ buyuracak ki, “Ey kulum, namaz hesabının altından kalkarsan, kurtuluş senindir. Öteki hesapları kolaylaştırırım!”.
“Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmıyan kimse, bir hukbe Cehennemde kalacaktır!”
emeğine sağlık

#1 gulnihal