Ana Sayfaislami sohbet Sohbetislami sohbet Forumislami sohbet İletişim
Kullanıcı Adınız:  
Kullanıcı Şifreniz:
Ana Sayfaislami sohbet Haberlerislami sohbet Güncelislami sohbet Peygamberimizislami sohbet Kur'an-ı Kerim Oruçislami sohbet Hacislami sohbet Zekatislami sohbet Ahlakislami sohbet Şiirislami sohbet Videoislami sohbet Sohbetislami sohbet Forumislami sohbet İletişimislami sohbet
Ana Menü
Mini Anket
Dini Bilginiz Ne Kadar...?
Mükemmel
Iyi
Idare Eder
Kötü
Berbat
 

En Çok Okunanlar

İslâm'a Çağrı Ve İlk Müslümanlar

16.07.10 | Kategori: Peygamber efendimiz

İslâm'a Çağrı Ve İlk Müslümanlar

 

Artık davet başlamıştı. Bu kutlu çağrıya ilk icabet eden hiç kuşku­suz sevgili eşi Hz. Hatice validemizdi. Vaktiyle himayesinde büyümüş olduğu Ebû Tâlib'İn hem çocuğu çok, hem de eli dardı. Bu yüzden çocuklarından Ali'yi, peygamberimiz kendi yanına almış, bakımını üst­lenmişti. Haliyle birlikte kalıyorlardı. Bir gün Ali, peygamberimizi ve eşi Hatice validemizi namaz kılarlarken görmüş ve bunun ne olduğunu sormuştu. Peygamberimiz de onu yeni dine davet etmişti. Ali, önce babasına danışmayı tasarlamıştı ama sonra buna ihtiyaç duymadan hemen müslüman olmuş ve böylece çocuklardan ilk müslüman olma payesini kazanmıştı.

 

Ailede Zeyd adında bir kişi daha vardı. Bu, Hz. Hatice validemizin evlendikten sonra eşi için almış olduğu çok değerli bir köle idi. Efen­dimiz onu azad etmişti, ancak o faziletine, şefkat ve merhametine hay­ran olduğu yeni sahibinden ayrılmak istememiş, peygamberimiz de onu kendisine evlâtlık edinmişti. Dolayısıyla ailedendi ve peygamberimizin çok sadık adamıydı. Hiç tereddüt etmeden o da bu yeni dine giriver­mişti. Böylece yeni müslümanların sayısı hepsi de aynı kutlu haneden olmak üzere üç kişi olmuştu.

 

Hane halkı dışından ilk müslüman, peygamberimizin çok samimi olduğu kadim dostu Hz. Ebû Bekir olmuştur. Mekkeiiler arasında kişisel itibarı yüksek, nisbeten zengin bir tüccar olan ve peygamberimizden sadece iki yaş küçük olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Muhammed'in kendisine açılıp bu yeni dine davette bulunduğunda hiçbir tereddüt gösterme­den müslüman oluvermişti. Çünkü, hayatta en ufak yalanına şahit ol­mamış, ona hiçbir zaman güvensizlik duymamıştı. Böylece önceki dost­lukları daha da pekişmiş ve beraberlikleri hayat boyu sürmüştü. İs­lâm'ın yayılması için her şeyini fedaya hazır olan bu değerli insan ha­yatının hiçbir alanında onu yalnız bırakmayacak, Ölümünün ardından da iik halifesi olacaktı.

Hz. Ebû Bekir'in Kureyş içerisindeki yüksek itibarı sayesinde bizzat onun himmet ve gayretiyle birçok kimse müslüman olmuş ve yeni müslüman olanların halkası giderek genişlemeye başlamıştı. Osman b. Affân, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, Sa'd b. Ebî Vakkâs, Zübeyr b. Avvârrt, Ebû Ubeyde b. Cerrah, Said b. Zeyd, Habbâb b. Eret, Abdullah b. Mes'ûd, Osman b. Maz'un, Suheyb-i Rûmî, Erkam gibi ashap arasında çok seçkin yeri bulunan zatlar, hep onun marifetiyle müslüman olmuşlardı.

 

İslâm dininin yayılmasında Hz. Peygamber'in yüksek şahsiyeti çok büyük rol oynuyordu. Onun herkesçe malum çok nezih bir hayatı var­dı.  Herkes  onun  güvenilirliğinde  hemfikirdi.  Hayır  severliği,  merhameti ve şefkati, tevazuu, adalet severliği, hak ve hukuka riâyeti, zayıf ve âcizleri koruması, kimsesizleri, öksüzleri himaye etmesi, servet ve mev­kie düşkün olmayışı... herkesçe kabul edilirdi. Kendisinin örnek ahlâkı yanında davette bulunduğu yeni dinin yüceliği davete icabet edenlerin sayısını yavaş yavaş artırıyor, bu yüce dinin yeni mensupları hiçbir dünyevî çıkar beklemeden büyük bir samimiyetle ona bağlanıyorlar ve canla başla çalışıyorlar, Allah'ın dininin halkasının yeni müminlerin katı­lımıyla genişlemesi için ellerinden gelen her türlü fedakârlığı yapıyor­lardı.

 

 

İlk müslümanlar arasında her sınıftan İnsanlar bulunuyordu. Mek­ke'nin tüccar ve eşrafından iman edenler olduğu gibi, yoksullar ve fakirlerden, kölelerden de iman edenler vardı.

 

İlk zamanlar davet açıkça yapılmıyor, ibâdetler ve toplantılar gizli tutuluyordu. Çünkü Kureyş'in baskı ve muhalefetinden endişe ediliyor­du. Bu hal üç yıl sürmüştü. "Yakın akrabalarını uyar..."[358], "Sana emrolunanı açıktan açığa beyan et" (ei-Hia 15/94) gibi âyetler­le birlikte artık açıktan davette bulunulmasının zamanı gelmişti. Önce işe yakın akrabalardan başlanması istenmişti. Hz. Peygamber (s.a.v.), amcaları Ebû Tâlib, Abbâs, Hamza ve Ebû Leheb'den oluşan Abdülmuttalib ailesini evine yemeğe davet etti. Yemekten sonra sözü açtı ve kendisinin İslâm dini ile gönderilmiş peygamber olduğunu be­lirtti, onları bu yeni dine girmeye davet etti. Ebû Leheb, hemen ortaya atıldı ye ilk muhalefeti başlattı, anlamsız şekilde peygamberimizi sus­turdu 've topluluğu dağıttı. Bu ilk davet, Ebû Leheb'in karşı çıkmasıyla başarısız olmuştu. Ama artık davet başlamış, İslâm meşalesi yakılmıştı. Ebû Leheb ve benzerlerinin muhalefeti, karşı durması, söndürmeye ça­lışmaları, zaman zaman maruz kalınan başarısızlıklar Hz. Peygamberi ve onun etrafında toplanan müslümanları yıldıramayacak, azimlerini yene­meyecekti.

 

 

Tıknaz, öfkelenince yüzü kıpkızıl kesilen, boyun damarları şişen Ebû Leheb'in bu ilk muhalefeti, yıllarca sürecek çileli, fedakârlıklarla dolu zor bir yolculuğun habercisi olmuştu. Bundan böyle bir yanda Ebû Leheb, Ebû Cehil, etraflarına topladıkları konumlarını korumaya çalışan tutucu çevreler, Kabe'nin kutsiyetini kendi çıkarları için kullanan menfa­at şebekeleri, dünyevî ikbal peşinde koşanlar ile birlikte İslâm'ı daha Deşiğinde iken boğmaya ve yok etmeye azmetmiş ve bu yolda ellerin­den gelen her türlü düşmanlığı yapmaktan geri durmamış bir şer or­taklığı, diğer yanda ise Hak ve hakikati temsil eden, herkesi insan ola-ak eşit gören, üstünlüğü ahlâkî erdemlerde, ilimde ve irfanda, hayırlı ş yapmada arayan yüce bir dinin sembol ismi Hz. Muhammed ve >nun yoluna başlarını koymuş, hiçbir fedakârlıktan sakınmayan bir avuç İnançlı  insan  vardı ve tarih, şimdiye  kadar olduğu gibi  bundan  sonra da bu iki zümrenin mücadelesinin tarihi olacaktı.

 

 

Bu ilk davetteki başarısızlık, yılgınlık sebebi olmayacaktı. Bundan sonra, gerçeğe davet binlerce kere daha devam edecekti. Bununla bir­likte ilk müslümanlar davalarına öyle inanmışlardı ki bu yolda her türlü fedakârlığa hazırdılar.

 

Hz. Peygamber (s.a.v.), yakın akrabalarını defalarca davet etmişti. Şimdi sıra bütün Mekke halkına yönelik duyuruya gelmişti. Bir gün onları Safa tepesinde topladı ve kendisinin apaçık bir uyarıcı olduğunu söyleyerek, İslâm'a davet etti. Gene Ebû Leheb öne atılarak, toplantıyı bozdu ve oradakileri dağıttı. Kendisi peygamberimizin öz amcası ve Hâşimoğulları'nın reisi konumunda olmasına rağmen, en şiddetli düş­manlık yapanların âdeta başını çekiyordu, yeğenini kollayacağı yerde, her türlü ezâ ve cefayı ona ve diğer müslümanara layık görüyordu. Düşmanlığı o kadar ileriydi ki, onun şahsında bütün benzerleri, inen bir sûre ile lanetlenmişlerdi.[359]

 

ifav ilmihali

(Konu Anketi:2)
Yazıyı Paylaşmak İstermisiniz ?:
PAYLAŞMAK GÜZEL ŞEYDİR
Konu Etiketleri:
Benzer Konular:
muminnet

Eşsiz bir eğitimci olan Peygamberimiz'in bu sıfatla vâki davranışları daha çok ashaba yönelik olmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadislerde ashâb öğülmüş, İslâm'ın bu ilk ve büyük neslinin müstesna özellikleri dile getirilmiştir.



Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: (Takva sahibi olanlar o kimselerdir ki, bollukta ve darlıkta harcama yaparlar), öfkelerini yutarlar insanların ku­surlarını bağışlarlar. Allah iyilik edenleri sever.”[13] Yine Allah Tealâ buyurmuştur:

“Eğer şeytandan bir dürtüş seni kaydıracak olursa, Allah’a sığın. Al­lah söylenenleri işitendir, yapılanları bilendir.”[14]


Vahye Hazırlık Safhası Ve İlk Vahiy Tecrübesi

 

 

Otuz beş yaşını geride bırakmanın olgunluğu ile Hz. Muhammed, giderek daha vakur, daha düşünceli bir hal alıyordu. İçinde yaşadığı toplumun ahlaken kokuşmuşluğunu, onların puta tapıcılığını kendisine dert ediniyor, uzun uzun tefekküre dalıyor, uzleti seviyordu, hallerinde bir değişiklik oluyordu. Bunun için kendisine özel bir yer de seçmişti. Mekke'nin yaklaşık beş km. kuzey doğusunda olan Hira dağındaki bir mağara bu iş için çok uygundu. Sık sık oraya çekiliyor ve tefekküre dalıyordu. Özellikle ramazan aylarında, azığını alıyor ve uzun süre ora­da duruyordu.


Vahye Hazırlık Safhası Ve İlk Vahiy Tecrübesi

 

 

Otuz beş yaşını geride bırakmanın olgunluğu ile Hz. Muhammed, giderek daha vakur, daha düşünceli bir hal alıyordu. İçinde yaşadığı toplumun ahlaken kokuşmuşluğunu, onların puta tapıcılığını kendisine dert ediniyor, uzun uzun tefekküre dalıyor, uzleti seviyordu, hallerinde bir değişiklik oluyordu. Bunun için kendisine özel bir yer de seçmişti. Mekke'nin yaklaşık beş km. kuzey doğusunda olan Hira dağındaki bir mağara bu iş için çok uygundu. Sık sık oraya çekiliyor ve tefekküre dalıyordu. Özellikle ramazan aylarında, azığını alıyor ve uzun süre ora­da duruyordu.


muminnet  Zekât, malî bir yükümlülük müdür? Yoksa sadece bir ibâdet midir?
Bu konuda iki değişik bakış açısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi zekâ­tın ibâdet oluşu yönünü öne çıkarmakta ve bunu bizzat mükellefin ibâdet niyetiyle yapmış olmasını gerekli görmektedir. Buna göre zekâtın farz olabilmesi için kişinin ibâdeti yapmaya ehil olması gerekir. Bu da yükümlünün müslüman, akıllı ve ergen olmasını gerekli kılar.

İslâm'a Çağrı Ve İlk Müslümanlar Konusunu Yorumla:
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
İslâm'ın Evlilik Kurumuna Bakışı
İslâm dini, hayat dinidir. İnsanın her türlü ihtiyaçlarının karşılanma­sını ve
Evlenmenin Hükmü
Evlenmenin hükmü, normal şartlar altında fert açısından "sünnet-i müekkede"dir.
~~SeNi KoRDuGuM GiBi SeViYoRuM~~
Kirletildi tüm degerler. Yapmacik baharlarla, suni lalezarlarla süslenmeye
HZ.PEYGAMBER (sav);İN Aile hayatına getirdiği yenilikler
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed (sav), 1435 yıl önce dünyaya
PEYGAMBER EFENDİMİZ (sas)'in Aile hayatı
Cenâbı Hakk'ın "Rab" isminin en üst seviyede temsilcisi Hz. Muhammed
Evlenmek istediğim erkek.....
1- Müslüman olmalı.. 2- Namuslu, Ahlaklı, imanlı, dini kültürü olmalı... 3-
Mustafa em yusufun Kürtce
 Mustafa em yusufun kürtce yorumu dinlemek isteyenler icin
Batuhandan İslam 'ın şartları
 İslamin şartlarını yeni ögrenmis kücük bir kardesimizin
Filistinde çocuk olmak
Herkes zengin olmayı iyi yaşamayı ister ya filistinde çocuk olmayı hic
Namazı dosdoğru kıl
Namazı dosdoğru kıl çünki namaz insanı hayasızlıktan ve
Keman Ağlıyor
Nedarem kardesimizin tavsiyesiyle dinledigim begendigim bir keman resitali ...
Hepimiz Secdedeyiz..
Secdedeyiz alnımız secdeye gititğinde turkluğümüz


MuminNet.Com © 2008 Powered by islami sohbet - dini sohbet - sohbet - chat